Etiketler

, , , , , , , ,

Anneannem bildim bileli ağzına attığı lokmayı en az 30 saniye çiğner. Ufak ufak parçaları, hatta çorbayı bile uzun uzun çiğnediğini gördüm. Şu an 76 yaşında 60 gibi görünüyor. Bu yüzden genç göründüğünü kanıtlayamam belki ama kimse de anneannemin gençliğinin ve güzelliğinin sırrının bu olmadığına beni inandıramaz 🙂

Bunu bir aklında tut, ben sana bir kaç bilgi vereyim bu sırada.

En az 16 defa çiğnenmemiş bir lokma hemen hemen hiç çiğnenmemiş gibidir. Abartmıyorum, gerçekten vücuduna neredeyse çiğnenmemiş bir lokma kadar zarar verir. Yenilen lokmanın ağızda kimus (krem kıvamı) haline gelmesi, aldığın besinlerin büyüklüğüne ve yapısına göre en az 16 ila 45 çiğneme ile mümkündür.

İlk öğününde (saat 7’yi çoktan geçti o yüzden şimdi deneme ☺) ağzına attığın ilk lokmayı 16 kez çiğnemeyi dene. Ne kadar zor olduğunu göreceksin. Daha da ilginci bu kadar zamandır ağzına attığın her lokmayı yeterince çiğnemeden midene gönderdiğinin farkına varacaksın.

Böyle yaparak nelere mi sebebiyet veriyordun?

Çiğneme sadece hazma hazırlık, vücuda besini vücuda kabul etme seremonisi ya da hazmı kolaylaştırılmak için geçilmesi gereken bir prosedür değildir. Yeterince çiğnemeyi alışkanlık haline getirerek sağlığına tahmin edemeyeceğin kadar yardım edebilirsin.

Küçük lokmalar almak ve onları yeterince çiğnemek çok çok çok önemli. Eğer bu yapılmazsa sindirim süreci daha baştan sekteye uğramış olur. Mide iyi parçalanmamış yiyecekleri çürütür. Midede çürüyen kütle ise aside dönüşür. Midenin hazmedemediğinden dolayı çürüttüğü gıdalar bir çok hastalığın en önemli nedenlerindendir. Midede çürüyen besinler bağırsaklara salınır, oradan kana geçer. Asidik kütle kandaki asit oranını arttırır bundan dolayı kandaki lökosit (akyuvar) oranı da artar, vücut yabancı düşmanlara karşı (asidin yaratmış olduğu bir tepki) kendini savunmak için harekete geçer ve sonunda sindirim sisteminin savunma mekanizması çökebilir. Özellikle sıcak yemekler, ekmek çeşitleri ve etler çok ama çok iyi (lokmanın büyüklüğüne bağlı olarak 20-30 kere) çiğnenmelidir.

Akupunkturcuların çok iyi bildiği gibi her diş kökünde en az iki akupunktur noktası vardır. Çiğneme sırasında dişlere yapılan baskı diş tarafından olduğu gibi o akupunktur noktalarına yansıtılır. Bu noktalardan her biri vücudun bir organını doğrudan uyarır. Nitekim bir insan acı hissettiği zaman refleks olarak dişlerini sıkar, çünkü akupunktur noktalarına baskı uygulandığında vücudun dayanma gücü artar. Aynı zamanda ağızdaki besinin kimyasal yapısı hakkında toplanan bilgi bu noktalar vasıtasıyla beyne ulaşır ve sindirim ona gore programlanır.

Daha da fazlası, çiğneme sırasında besinlerden ayrılan enerji de bu kanallardan dolaşıma karışır.

Aslında çok kolay. Yemek yerken yediklerine ve onları nasıl yediğine biraz daha dikkat edersen çok daha sağlıklı bir insan olacaksın.

Sen oyuncuna iyi antrenman yaptırmadan onu derbi maçta sahaya sürersen o zavallımın sahada pestili de çıkar asidi de… 🙂