Etiketler

, , ,

alzheimer_brainGeçen gün duyduğum bir olayı bu konu açıldığı an herkese anlatıyorum. Bence harikulade bir hikaye. Hikayenin kendisi hiç de güzel değil aslında, hasta bir kadınla, Perihan Hanım’la ilgili.

Ama hepimize aslında senelerdir içten içe bildiğimiz bir şeyi kanıtlayıcı ve hatırlatıcı nitelikte…

Çok yakın bir arkadaşımın anneannesi Perihan Hanım, 76 yaşında. O yaştaki birçok kadın gibi şeker, tansiyon, kemik erimesi, kolesterol, şişmanlık, eklemlerde şişkinlikler… Ne hastalık ararsanız var. Günde bir avuç ilaç alıyor, çünkü kalp doktoru ayrı, iç hastalıkları doktoru ayrı, kadın hastalıkları doktoru ayrı ilaç veriyor, hepsi birbirinden habersiz.

Sonra bu kadının başına çok daha kötü bir hastalık geliyor. Perihan Hanım alzheimer oluyor. Artık hepimiz maalesef ki bu hastalığa aşinayız ama yine de tekrarlayayım: Alzheimer hastalığı genelde yaşlılıkla beraber ortaya çıkan ve başta unutkanlık olmak üzere çeşitli zihinsel ve davranışsal bozukluklara yol açan, ilerleyici bir beyin hastalığıdır. Genelde ufak unutkanlıklarla başlar, çok daha ciddi boyutlara ulaşabilir.

Bunun neresi harikulade diye kızacaksın şimdi bana.

Teşhis konulduktan bir süre sonra hastalık ilerliyor, bir sene kadar sonra Perihan Hanım zaman zaman normal hayatını yaşarken zaman zaman en yakınındaki insanları tanıyamaz hale geliyor. Ancak sadece BİR sene içinde o zamana kadar vücudunda onlarca problem bulunan Perihan Hanım’ın neredeyse bütün hastalıklarında iyileşme gözleniyor. Ne şekeri, ne kolesterolü ne de tansiyonu kalıyor. Kemik erimesi yavaşlıyor, eklemleri güçleniyor.

Ne yapıyor peki Perihan Hanım?

75 senelik yeme içme alışkanlıklarını mı değiştiriyor?

Hayır.

Fitness salonlarında saatler mi geçiriyor?

Hayır.

Perihan Hanım hastalığı yüzünden unutuyor.

Ev kirasını, kapıcıya olan borcunu, kaybettiği eşini unutuyor.

Dertlerini, tasalarını unutuyor.

Stressiz bir hayat yaşamaya başlıyor.

Perihan Hanım’dan hepimizin öğrenmesi gereken çok önemli bir ders yok mu? Stresin hayatımızı ne kadar kötü etkilediğinin hala farkında değil miyiz?

Üzüldüğün, canını sıktığın minicik şeyleri düşün şimdi.

Bir de bunlar yüzünden kendini ne kadar sıktığını, zaman zaman sivilceler, uçuklar içinde kaldığını…

Gülümsemeden, gergin olarak geçirdiğin her gün boşa gidiyor, bunu unutma.

Bundan sonra lütfen gün içinde kafana takılan dertlerini bir daha düşün. Eninde sonunda çözüme ulaşmıyor mu her problem?

Unutma!

Hayat çok güzel, yaşamak çok güzel, sağlıklı olmak çok güzel.

‘O ne demiş, bu ne demiş, o ne giymiş, şu ne almış, onlar nereye gitmiş’ ler dünyası değil burası.

Biraz delirmek lazım belki ne dersin?

Keyif dünyası burası,

Mutluluk dünyası…